ULUBORLU'DA
"MADANLAR SÜLALESİ"
BULUŞMASI

 

                                            Muzaffer MADEN

Herşeyin bir başlangıcı var. Biz de ilk olarak MADAN’lara Uluborlu Kapıdağı’ndan bir resim ve şöyle bir ilk yazıyla ulaşmaya çalıştık.

"MADANLAR GÜNÜ"NE İLK ADIM

Biz Madanlar’da da ailemiz büyüdükçe aramızdaki iletişim zayıflıyor; birbirimizden kopuyoruz. Böyle devam ederse bizden sonraki kuşaklar birbirlerini tanıyamayacak duruma düşecekler. Oysa, belli zamanlarda bir araya gelebilirsek hem hasret giderir hem de aile bağlarımızı güçlendirebiliriz. Böylece de birbirimizi daha iyi tanımamıza, atalarımızı anmamıza-onlardan örnekler vererek – çocuklarımıza “Madan” olma bilincinin aşılanmasına katkıda bulunabiliriz. Ayrıca dayanışma sağlandıkça, akrabalar arasında sevgi ve saygı bağı da derinleşmiş ve pekişmiş olur.

Bu nedenlerle dinsel, siyasal hiçbir yönü bulunmayan sadece bir “Madanlar Günü” nün programlanmasının yararlı olacağını düşünüyoruz. Bu konuda, tüm “Madanlar” dan ilgi ve destek bekliyoruz. Toplantı fikrinin mimarı olan “Madan” büyüğümüz toplantımızın masraflarını da şimdiden üstlenmiştir. Memnuniyetle duyuruyoruz.

Kim kendini “Madanlar”dan biliyorsa, kim kendini “Madan” hissediyorsa, sevgili kızlarımız, sevgili oğullarımız, küçük-büyük hepimiz “Madan Ailesi”ndeniz diyoruz.

Lütfen, aşağıdaki adreslerimizden birine; adresinizi, telefon numaranızı “Madanlar Günü”nün hangi tarihte, nerede ve nasıl yapılması gerektiğini bildirmenizi rica ederiz.

“Günü”müzün yeri, zamanı ve programına – gelecek cevaplara göre – girişimciler karar verecektir.

Bu ciddi dileğimizi, başka “Madanlar”a da iletirseniz mutlu olacağız. Konuya ilgi duyan tüm “Madanlar”la iltişim kurmaya çalışacağız.

Büyüklerin ellerinden, küçüklerin gözlerinden öper, her şeyin gönlünüze göre olmasını dileriz. Tüm iyilikler ve güzellikler sizlerin olsun.

En kısa zamanda kucaklaşmak dileklerimizle...                                                                               
                                                                              25/03/2005

Muzaffer MADEN, Bachstrasse 21, 5600 Lenzburg-İSVİÇRE
0041 62 891 64 89

Hasan HİSARARDINLI, ISPARTA, 0246 2121741, 0542 6566263

Doğan MADAN, ULUBORLU, 0246 5313664

Enver Atila MADEN, T.C.D.D.İstasyon Şefliği SANDIKLI
0272 5151837, 0544 3287146

Ahmet SEÇME, İstasyon Caddesi No: 81, ISPARTA
0505 3128862

İlhami MADEN, AS TARIM Merkez camii yanı Beykonak/KUMLUCA/ ANTALYA
0533 4108134 / 0242 8879943

Tevfik Fikret MADEN, Modern Evler Mahallesi
160. Cad. No: 18, ISPARTA
0535 42321 25 / 0246 2189551

 

* * * * *

 

Bize gelen cevaplara göre, MADANLAR GÜNÜ toplantımızın Cumartesi 2 Temmuz 2005 tarihinde olmasına karar verildi.

DAVETİYE

MADANLAR GÜNÜNE DAVET - ULUBORLU 2005

Bizler Madanlarız. “Ulu Bir Ağacın Dallarıyız...”

AZİZ MADANLAR,

Ata yurdumuz güzel Uluborlu’muzda tanışmak, kuşaklaşmak ve kaynaşmak üzere 2 Temmuz 2005 Cumartesı günü saat 10:00’dan itibaren Belediye Düğün Salonu’nda düzenlediğimiz MADANLAR GÜNÜ’ne sizleri bekliyoruz.

Lütfen, toplantımıza katılırken yanınızda kamera ve fotoğraf makinelerinizle birlikte, hoşgörü, iyi niyet ve neşenizi de getirmeyi unutmayınız.

MADAN sülalesi ile ilgili bilgi ve kayıtlarınızı da getiriniz ki (özellikle aile büyüklerimizle) birlikte görüşelim.

MADANLAR GÜNÜ’nün öğle ve akşam yemeklerinde misafirimiz olmanız bizlere ayrı bir zevk ve gurur verecektir.

Toplantımız sonrasında Kiraz Festivali Şenliklerine katılacağız. Uluborlu’muzu yakından tanımak isteyenler için, birkaç gün süre ile ücretsiz konaklama yerleri tahsis edilecektir. Bu nedenle gecelemek arzusunda olanların (yer ayrılabilmesi için) önceden tarafımıza bilgi vermelerini özellikle rica ederiz.

Dilek ve temennileriniz ilerideki çalışmalarımıza ışık tutacaktır.

Bitmeyecek saygı ve sevgilerimle.... Muzaffer MADEN

İrtibat:
Diş Hekimi / Yazar Madanoğlu Muzaffer MADEN
Bachstr. 21 CH-5600 Lenzburg / İSVİÇRE
Tel: 0041 62 891 64 89
E-mail: muzaffer.maden @ bluewin.ch

Mesut MADAN
Tel: 0248 233 60 66 Gsm: 0537 321 05 81
E-mail: burduraksam@yahoo.com

* * * * *

MUHTESEM BULUŞMA

MADANLAR buluşma günü olarak kararlaştırılan o güzel 2 Temmuz 2005 Cumartesi günü, sanki seneler sonra o görkemli Kültür Sarayında buluşan Madanların büyük sevincini yansıtırcasına katılanları isitiyor, Madanların yüzlerindeki gülümseme, kalplerindeki sevgi bağı ile çeşitli yörelerden gelen Madanları kucaklıyordu. Birbirimizle kucaklaşırken özellikle aile büyükleri bu güzel manzara karşısında sevinç gözyaşlarını tutamıyorlardı. Tek yürek büyük bir topluluk oluşmuştu. Herkes mutlu, sevinçli ve neseliydi.

Sülâlemizin en büyüğü Mehmet Madan ve diğer faal aile üyelerimizden Erdoğan Madan, Ahmet Madan, Mesut Madan, Muzaffer Maden, Mehmet Tevfik Maden, Ahmet Refik Maden sahneye çikarak katılanları hoşgeldiniz diyerek selâmladılar.

Aramızdan Mesut Madan kısa bir konuşmadan sonra Muzaffer Maden’i anlattı. Sonra söz alan Muzaffer Maden aşağıda okuyacağınız konuşmasını ve açıklamalarını yaptı. Sonra Mehmet Tevfik Maden “Bir rivayete göre Madanlar sülâlesinin izleri bundan ta uzun yıllar önce Antalya’dan Uluborlu’ya göç eden Güzelbeyli yörüklerinden olduğu söylenmektedir” diyerek konuşmasına başladı (Ben de İstanbul tarafından geldiğimizi duymuştum. Muzaffer Maden) “Unutma atalarını, unutma soyunu sülâleni, unutma ananı babanı. Eğer unutursan bir gün gelir sen de unutulursun Madanoğulları” diyerek sözlerini tamamladi. Daha sonra söz alan Hasan Hisarardınlı bizlere günün önemini ve dileklerini şairce anlattı.

Konuşmak istiyen olup olmadığı soruldu. Çoğunluğun soy ağacı yazımını sabırsızca ve heyecanla beklediği görüldü. Ama ilk önce çalışma grubu üyelerinin seçilmesi gerekiyordu. Çok kısa zamanda şu isimler gönüllü olarak ortaya çıktılar ve katılanların büyük coşkusuyla alkışlanarak üyelikleri kabul edildi.

2007 YILI MADANLAR GÜNÜ HAZIRLIGI ÇALISMA GRUBU:  Muzaffer Maden,Mesut Madan,Hasan Hisarardinli, Erdogan Madan, Ilhami Maden, Enver Atila Maden, Mehmet Madan (Denizli), Tevfik Fikret Maden, Hamza Simsek.

Artik toplantimizin doruguna gelmistik. Tevfik Fikret Maden hazirladigi pano üzerinde soy agaci yazilimini baslatti. Herkes sevinçle ve coskuyla zaman zaman birbirlerine isimlerini ve akrabaliklarini hatirlatarak Madanlar soy agacinin olusmasina yardimci oldular.

Ben kürsüdeyken gözlerim ön siralarda oturan Havva (Mürside) Kiris Ablaya takildi. Çocuklugumda, Incesu Köyümüzde bizleri ziyaretinde güzel sesi ile söyledigi sarkilar aklima geldi. Öteki Madanlara da anlattim. Mehmet Amcamim kizi Mürside Ablanin mutluluktan gözleri yasardi. Bir az sonra büyük bir jest yaparak simdi kendisinin olan “Madan Bahçesine” hepimizi davet etti. Hazirlanmis kumanyalarimizi da yanimiza alarak otomobillerimizle bahçeye gittik. Bütün ögleden sonrasi agaçlardan dut ve kiraz toplayarak, yiyerek anilarimizi tazeledik. Birlikte olmaktan büyük mutluluk yasiyan Mürside Abla ve kiymetli esi Mustafa Kiris “burasinin adi zaten Madan Bahçesidir. Bahçe zaten sizlerin. Her zaman izin almadan bizli bizsiz bahçeye girebilirsiniz, her zaman bekleriz”dediler.

Akşama doğru hep birlikte, neşeli bir ortam içinde, yediğimiz güzel yemekten sonra, her yıl buluşmamız ve bu sevinci tekrar yaşamamız dilekleri tekrarlandı. Günün tatlı ve sevinçli yorgunluğu ile bazılarımız evlerine dönerken, kalanlar “Uluborlu Kiraz ve Güreş Festivali” şenliklerini izlemeye gittiler.

 

* * * * *

 

Muzaffer Maden kimdir. Madanları biraraya getirme düşüncesinin mimarı olan Muzaffer Maden’in hayatı:

MUZAFFER MADEN

Dinar’ın İncesu Köyünde (günümüzdeki Keçiborlu ilçesinin İncesu Beldesi) 16.12.1929’da doğdu. Babası Uluborlu doğumlu, Madanlar’dan Tevfik Maden; annesi İncesulu Mavi Ağa’nın torunu Safiye Hanımdır. İlkokulu köyünde, liseyi Afyon’da okudu. Daha sonra 1953‘te İstanbul Üniversitesi Diş Hekimliği Okulunu bitirdi. Bir süre Dinar’da diş hekimliği yaptı. Askerliğini Sarıkamış Askeri Hastanesinde yedek subay olarak tamamladı. Aynı zamanda yöre halkının ağız sağlığı hizmetinde de bulundu. Bu arada kuzeyinden güneyine bütün Doğu Anadolu’yu görmek fırsatını da buldu. Sonra Dinar’a işine döndü. Kısa bir süre haftalık “Yeni Dostluk“ da yazdı. 1959 yılında ilk yurtdışı gezisi olarak Akdeniz Ülkelerine açıldı. 1962‘de İsviçre’ye gitti. Orada evlendi. 1995 yılına kadar İsviçre’de diş hekimliği yaptı. Hâlen de İsviçre Diş Hekimleri Derneği üyesidir. Maden’in en büyük tutkusu kitaplar ve gezilerdir.

Tatillerini, geziye çıkarak değerlendiren Maden, bu güne kadar Türkiye’nin komşu ülkelerini, Avrupa’nın kuzey ucundan güney ucuna kadar hemen hemen tamamını, Amerika Birleşik Devletleri’nin Hawaii’ye kadar büyük bir kısmını (4 kez), Bahama, Jamaika Adalarını, Kuzey Afrika, Kenya, bütün Güney Afrika’yı, Pakistan, Hindistan, Myanmar, Tayland, Kamboçya’nın belli başlı yerlerini gördü.

1988 yılında Moskova’nın doğusundaki, yabancılara yeni izin verilen, Novosibirsk, İrkutsk, Baykal Gölü, Almatı, Taşkent, Semerkant, Buhara gibi Orta Asya’nın (Batı Türkistan, Batı Türkeli) önemli yerlerini; 1990 yılında Kuzey Çin ve ünlü İpek Yolu’yla Doğu Türkistan’ın (Doğu Türkeli, Xinjiang Uygur Özerk Bölgesi) yabancıların görmesine yeni izin verilen yerlerini gezip gördü. Böylece yaptığı geziler nedeniyle Maden, olabildiğince her kültürden bir şeyler öğrendi ve çeşitli insanlarla da dostluklar kurdu.

1994 yılında Kuzey Çin ve İpek Yolu gezisi anılarını içeren “Kaşgar ve Ötesi“ adlı kitabı yayımlandı. 1995 yılında emekliye ayrıldı. Daha sonra Zürich İrchel Üniversitesi ile İsviçre’de ve Almanya’da çeşitli derneklerin davetlisi olarak konferanslar verdi. “Kaşgar ve Ötesi“ Almanya’da Türk öğrenciler için “Çalışma Defteri“ olarak da yayımlandı. Güneyde Kültür dergisi yazı kadrosunda yer aldı.

2001 yılında T.C. Kültür Bakanlığı “Kaşgar ve Ötesi Gezi Notları, Anılar ve Düşünceler” kitabının genişletilmiş ve yeniden gözden geçirilmiş baskısını Kültür Eserleri Dizisinde neşretti.

Uluborlulu olupda, dört bir bucakta köklerini sürdüren Madanoğullarının ilk toplantısıyla ’’Madanlar Soy Ağacı’’nın şekillenmesine yönelik ilk çalışmaları o başlatmıştır.

Muzaffer Maden, akrabalarına, dostlarına, doğum yeri İncesu ve onun gurbetçilerine çok düşkündür ve çabalarını Avrupa’da Türk kültürünü tanıtma konusunda yoğunlaştırmıştır.

Bu kaçıncı iskele? Bu hangi sahil?
Derken bir de bakmışız ki gelmişiz!
Hangi masallara daldık uyuduk?
Sahi, bu yollardan geçtik miydi biz?
                                              
Z. Ö. Defne

 

Muzaffer MADEN'in Soy Kütüğü

BABADAN OĞULA MEKTUP

İncesu’da oturan, Uluborlulu Madanoğlu Tevfik MADEN’in Afyon Lisesi 1. sınıf öğrencisi, 17 yaşındaki oğlu Muzaffer MADEN’e, Karakuyu Gölünde balıkçılık yaptığı yıllarda, kiraladıgı Çapalı İstasyonu yanındaki handan, el yazısı ile gönderdiği 17-18.02.1946 tarihli eldeki en eski mektubu:

                                                        Çapalı Hanı, 17/18.02.1946

Oğlum Muzaffer,

Gerek notlu gerek notsuz mekruplarini aldim. Evet, sizi cevapsiz biraktim yavrum. Tam bir buçuk aydir hâlâ bir gece olsun evimize gidip kalamadim. Hayat saatlerim Çapali Hani ile gölde geçiyor. Bu külfeti ancak sizlerin cemiyete hayirli birer üye olmanizi temin için zaruri olan paralari kazanmaktir. Binaenaleyh sizlerden biricik ricam geçen her dakikanizin ömrünüzden bir basamagini törpüledigine ve bu dakikalarin milyarlar sarf edilse bile birinin dahi avdet etmeyecegini bir an bile hatirdan çikarmayarak derslerine çalismaktir. Bilhassa bütün ümitlerim sana bagladir.

Oglum günü üçe taksim ettigimiz gibi hayati da taksim edersek yani (sabah-öglen-aksam) gibi, ben bugün için aksam devresinde yasiyorum demektir. Buna nazaran ömrüm, vücudum her dakika enerji ve randiman kayip etmektedir. Tabii kazançlarda ayni nispette devam eder. Halbuki sizlerin hayat seviyeniz yükseldikçe ihtiyaciniz yükselmektedir ve yükselecektir. Hayati beser böyle kurulmus. Halbuki yirminci atom asrinda çalisan kuvvetliler, çalismayan tembel ve yayiflara yasama hakki vermeyeceklerdir.

Oglum, sunu iyi bil ki dünyanin hangi kösesine gidersen git, bundan böyle cahil için hayat sahasi kapanmistir ve insanlarin da seviyeleri iki seyle ölçülecektir. Ahlak, bilgi. Artik ben ihtiyarladim size yol gösterecek degilim. Çünkü bilgim, tahsilim senin kadar yoktur. Engin tecrübelerimin bana hayatta verdigi ders bütün hayatimda okumakmis. Heyhat kaçirdim. Sen bari kaçirma da hemen oku, oku ki insan olasin.

Sömestre tatilinde gel. On lira gönderdim. Bu ayin 17sinde olduguna nazaran bugün almissinizdir herhalde. Gel de bir iki gün aramizda kal. Safahat'i aldim. Memnun oldum. Allah'tan saglik diler, derslerinde muvaffakiyet temenni ederim. Düsturun su olsun: Iyi arkadas seç.

Büyüklere hürmet, ahlak, çaliskanlikk. Insan arkadastan bulur ne bulursa sözüdür yavrum. Oglum, senden bütün hayatimda biricik dilegim var: Yalan söyleme. Hayatina mal olursa da. Ahlak ve bilgine gayret. Oku, oku, oku

                                                                   Tevfik MADEN

* * * * *

NEREDEN NEREYE!
                       Büyük lokma ye, büyük söz söyleme!

Dişhekimliği diplomamı aldıktan sonra 1953de Dinar’da ilk muayenehanemi açtım. Mesleğimde bir kaç yıl çalıştıktan sonra Amerika’ya gitmek arzusundaydım. İstanbul Üniversitesi’ndeki muafiyet dilim Fransızca olduğundan İngilizce öğrenmem gerekiyordu.

1957 yazında bir gün, iyi tanıdığım Duru Turizm’in kurucusu ile birlikte Sirkeci istasyonuna gittik. Münih Üniversitesi’nden, öğrenci değiş-tokuş programı çerçevesinde, trenle, bir grup Alman öğrencisi gelmişti. Maksadımız dil bilen bir öğrenici ile anlaşmaktı. Dieter Sinns* isimli İngilizce, Fransızca bilen bir öğrenci ile, Dinar’da bende bir ay kalmak üzere, anlaştım. Ama o yurdumuzu beğendiği için iki ay daha kaldı. Çok fakir bir öğreniciydi. İlk günlerde ona bir defasında, merakla günaydın kelimesinin Almancasının ne demek olduğunu sordum. Grüss Gott dedi. Vurgulama bana o kadar sert, kaba geldi ki, Almancayı sevemiyeceğimi anladım. Ona dil öğrenmelerde alışılmış seni seviyorumun Almancasını bile sormadım. Beraber olduğumuz üç ay içinde ondan bir tek Almanca kelime bile öğrenmedim. Bu dili hiç bir zaman öğrenemiyeceğimi, Almancaya muhtaç olmayacağımı sandım. Büyük konuştum. Bazen hayatta insana tükürdüğünü yalatırlarmış. Hayatta hiç büyük konuşmamalı. Mümkün olduğunca her şeyi öğrenmeli. Bir gün gerekebilir diye düşünmeli. Unutmamalı ki bilgi kuvvettir; daima ve her yerde.

Bu hiç aklıma gelir miydi! Daha sonraları çalışmak için İsviçre’ye gittim. Oranın Alman bölgesine düşmüştüm. Bu hiç hoşuma gitmeyen dili öğrenmek zorunda kaldım. Zorluk çektim. O dille para kazandım. Kızlarından biriyle de evlendim. Şükürler iyi de etmişim. Ne mutlu bana: Eşim Annemarie ailemin, dostlarımın arasında da seviliyor. Rahmetli anamın ve hepimizin Meryem Ana’sı oldu. Dört dil biliyor. Türkçemizi de, Bismillâh demesini, Lâ havle çekmesine de öğrendi. Kültürümüzü tanıyor. İsviçre’deki Türk çocuklarına da ders verip, onlara yardım ediyor. Madan oldu. İncesu’lu oldu. Bir gün Tanrı’nın rahmetine kavuştuğumuzda gönlümüz ve dileğimiz - nasip olursa – bağrından çıktığım İncesu’nun bağrına, sonsuza kadar kalmak üzere, dönmektir. İnsanımızı yakından tanıyan seven ve benimseyen eşim Annemarie Meryem Ana da bu dileği paylaşmaktadır.


*Yıllar, yıllar sonra Dieter Schmidt Sinns’in Bonn’da konuğu oldum. Kanzler Willy Brandt’ın çevresindendi. Konforlu bir yaşamı vardı artık. Bana büyük ilgi gösterdi. Türkiye’de çektiği fotografların negatifini istedim verdi. Asıl merakım ise Türkiye’de iken her gün gayretle yazdığı “Almanca günlük” ü görmekti. Ancak uzun ısrarlarımdan sonra 120 sayfalık defterini bana emanet olarak verdi. Ayrı bir yazıyla bu konu incelenmeğe değer diyorum. Schröder hükümetin zamanında Aile Bakanı da olan eşi Renate Schmidt ile de o zamanlar tanışmıştım.

Muzaffer MADEN

Madanlar Günü           Uluborlu, 2 Temmuz 2005

 

* * * * *

 

DEĞERLİ KONUKLARIMIZ ve CANIM SEVGİLİ MADANLAR

Bugünkü özel günümüze katılan siz değerli konuklarımızın huzurunda toplantımızı başlatmaktan büyük bir mutluluk duyuyorum.

Sevgili Madanlar ve konuklarımız, değerli basın mensupları hepinizi en içten duygularımla sevgi ve saygı ile selâmlıyor, hoşgeldiniz diyorum. Toplantımıza katılarak bizlere onur verdiniz, sağolunuz.

Tek amacım Madanları bir arada görebilmekti. Şu an bu güzel topluluğumuzu bir arada görmekle tarifsiz bir sevinç ve heyecan içerisindeyim.

Değerli konuklarımız,

Bu toplantımızın hiçbir siyasî vesaire düşünce ve hareketle uzaktan yakından ilgisi yoktur. Hepimiz ayrı ayrı birilerinin mirasçısıyız. Nereden geldiğimizi merak ederiz tam öğrenemesek de. Bu tutumumuz öteki sülâleleri, insanları sevmemize engel değildir ve onlardan üstün ya da aşağı olduğumuzu göstermez. Aksine bu soyun kültür bahçesinin çiçeklenmesine sebep olur. Herkes düşüncesinde serbesttir, hürdür karışmayız biz. Hepimiz akrabalarımızı, komşularımızı, yurdumuzu, milletimizi, insanları seviyoruz. Hepimiz sevgiden, saygıdan, birlikten yanayız.

Amacımız Uluborlu / Madantepe’den doğan güneşin ışıklarını Madanların gözlerine ve gönüllerine yöneltebilmektir. Bu vesile ile bizlerin bugünlere erişebilmemizi sağlayan kendilerine minnet borçlu olduğumuz ecdadımızı, şehitlerimizi, Atatürk’ümüzü, isimsiz kahramanlarımızı, ölmüşlerimizi bir kere daha saygıyla anıyor, hepsine ayrı ayrı rahmetler diliyorum. Ruhları şad olsun. Nur içinde yatsınlar.

Bu buluşmamızda tanışmalarımızın ve yakınlaşmalarımızın hepimize iyilikler, güzellikler getirmesini ve en içten sevgilerle yüklü olmasını diliyorum.

Bu arada bugünkü şölenimizin gerçekleşmesinde yardımı ve katkısı olan, emeği geçen herkese - tek tek adlarını saymadan - kardeşlerime, gelinlerimize, damatlarımıza, eniştelerimize, akrabalarımıza, dostlarımıza... şükran ve sevgilerimi iletiyorum. Allah onlardan razı olsun. Onların unutulmaz yardımı ve desteği ile bugünkü toplantıyı gerçekleştirebildik.

Umarım ve dilerim ki bundan böyle büyük amacımız gerçekleşebilecektir. Şüphesiz ki ilk işimiz birbirimizle tanışmak, daha iyi kaynaşmak olacaktır. Kimse her şeyi bilemez. Ben de. Lütfen bilenler fikirlerini, düşüncelerini ve önerilerini söylesinler. Yardım etsinler. İyi niyetle, elbirliği ile gayret edip toplantımızı başarıya götürelim.

Müsaade ederseniz hemen Madanlar soy ağacı‘ mızın da yazımına kendimden başlıyorum. Sonra da herkesin teker teker sırayla buraya gelerek kendisini tanıtmasını ve soy ağacının yazılmasına yardımcı olmasını rica ediyorum.

Soy ağacımızın yazılımını başlatmadan önce sizlerin de üzerinde düşüncelerinizi, dileklerinizi öğrenmek istediğim bazı önerilerim olacak. Bunları sizlerle paylaşmak, sizlerden gelecek önerilerle bugünkü şölenimize devamlılık kazandırmak ve bugünkü birlikteliğimizin bir günlük kutlama olayından çıkarılmasını ve devamlı olmasını arzu ve rica ediyorum:

1) Aramızda gönüllülerimizden bir çalışma grubu oluşsun. Bugün aramızdan en az 3 kişilik veya daha fazla gönüllü ile bir çalışma grubu seçelim ve bu organizasyonu onlara emanet edelim. Onlar ayrıca bugün başlatacağımız soy ağacımızın yazılımının da tamamlanması ve düzenlenmesi üzerinde çalışsınlar.

2) Gelecek sefere nerede ve ne zaman tekrar toplanacağız? Bunu bugün burada birlikte kararlaştıralım.

3) Madanlar sülâle birlikteliğimizi ortak bir çatı ve statü altına alıp ciddi, devamlı ve faydalı bir boyuta taşıyalım. Bu bir birlik, dernek, vakıf, plâtform veya bir kulüp olabilir, başka birşey olabilir, bunun için mevzuatı iyi bilen kişilere danışarak bu birlikteliğimizin çerçevesini ve yapısını oluşturalım.

4) Oluşturulacak ortak çatının yapısı içinde yer alacak ve zamanla bir plân dahilinde geliştirilecek bir vakıf, fon veya sandık şeklindeki bütçe (kaynak), sülâle mensuplarına zor ve ihtiyaç zamanlarında gerekli yardımı gecikmeden ve zamanında yapacak şekilde oluşturulmalı ve güçlendirilmelidir.

5) Hep birlikte bir Madanlar fotograf ve anılar albümü oluşturabilir miyiz?
Bunun için sizlerde olan özellikle aile büyüklerimize ve sizlere ait resimleri - iade edilmek şartıyla - çalışma grubumuza ödünç olarak veriniz; anılarınızı yazarak veya anlatarak çalışma grubuna iletiniz. Albüm için kayda alındıktan sonra bu resimler size en kısa zamanda iade edilecektir.

6) Büyük arzum: Gençler İnternet adreslerini birbirlerine verseler, MSN grubu kursalar ne iyi olurdu. Bunu kuvvetle umut ediyorum.

7) Bir İnternet sitemizin olmasını da gönülden destekliyorum, inşallah olur.

8) Daimi bir adresimiz oluncaya kadar, bir PTT’de bir Posta Kutumuz olsa diyorum.

9) Bu mutlu günümüzde, varsa dargınlarımızın affetmek büyüklüğünü ve barışmak erdem ve cesaretini göstermelerini bütün kalbimle diliyorum.

10) Tabii, toplantımız da sizlerden gelecek her türlü önerileri de bekliyoruz.

11) Herhangi bir nedenle bu ilk toplantımıza katılamayan Madanları, önümüzdeki toplantılarda aramızda görmekten büyük bir sevinç duyacağız. İnşallah, Madanların her toplantısının - hızla büyüyen bir ağacın dalları gibi -çoğalıp gelişmesini görmek hepimizi mutlu edecektir.

Evet sevgili konuklarımız, beni sabırla ve dikkatle dinlediğiniz için hepinize teşekkür ediyor, sizleri saygı ve sevgilerimle selâmlıyorum. Artık, izninizle soyağacımızın yazılımına kendimden başlıyorum.

                                                            Muzafer MADEN

Madanlar Günü                             Uluborlu, 2 Temmuz 2005

 

* * * * *

 

SOY AĞACI / ŞECERE

Herhangi bir şahsın, bir velinin, bir hükümdarın soyunu sopunu gösterir cetvel veya bir ailenin, bir şahsın en uzak dedelerinden başlayarak evlatlariyla birlikte atalarını, akrabalık bağlarını ağacın dalları şeklinde gösteren şematik resim.

Bir anamız, bir babamız, bir ailemiz var. Aile toplumun çekirdeği. Ailemizin kökü, aslı, akrabalaramız, soyumuz (sülâle), milletimiz, ulusumuz, devletimiz… İnsanlık ağacının küçücük dallarından biriyiz. Dünyaya ilk baktığımız pencere ailemiz, akrabalaramız, komşularımız öteki aileler ve öteki soylardan başlayarak bilebildiğimiz kadarıyla geçmişten geleceğe kadar uzanan, genişleyen halkalar…

Eski zamanlarda şecereler sözlü anlatıma ve babadan oğula intikale dayalı olarak nesillerden nesillere geçiyordu. Genellikle de soy – sopla övünme gayesine dayanıyordu. İslâmî dönemde şecereler genellikle yazıya dönüştürülmüş, en başta ağac dalları tarzında olmak üzere çeşitli cetveller şeklinde kaleme alınmıştır. Abbasîlerin Emevîlerle akrabalığını gösteren

Hz. Peygamber’le akrabalığını belirleyen şecereler; Selçukluların Kınık, Osmanlıların Kayı boyundan olduklarını ve bu iki boyun da Oğuzlara mensubiyetini belgeleyen şecereler vardır. Avrupa’da şimdi bile soy ağacı modası o kadar ileri ki bu işi yapan uzmanlar var. Kilise kayıtları en büyük kaynakları. Her ailenin bir de bayrak gibi sembolleri var. Özellikle evlerinin pencerelerinde asılı durur.

Bir zamanlar Avrupa’da: Asiller (soylular) idare eder, acizler şikayet eder, basitler iftira eder, hiçbir kategoriye girmeyenler de dedikodu eder bile demişler! Ne devirmiş!

Bütün bunlara ek olarak, günümüzde hızla değişen, dönüşen ve belki de yozlaşan çevrede ana kültürlere kaynaklık teşkil eden kültür menbalarını bulmak ve değerlendirmek amacıyla da yapılan soy ağacı kayıtlarının çok önem taşıdığını sanıyorum.

 

* * * * *

 

NİÇİN MADANLAR GÜNÜ, MADANLAR SOY AĞACI?

Babam Uluborlu’da doğmuş; ama bir zaman sonra anasının doğduğu İncesu köyüne yerleşmiş. Evlenmiş. Ben küçük çocukken bir gün Uluborlu’dan Mehmet amcamın oğlu Mahmut ağabey gelmişti köye. Emine nenemde kalıyordu. Bir gün öğleye doğru okulun önünde beni kızdırdı. Hemen hızlı adımlarla da yanımdan uzaklaşmak istedi. Yerden bir taş alıp ona fırlattım. Başına vurmuştum. Nine, nine! Galak kırıldı diye bağırmaya başladı. Önce şaşırdım, bir şey anlayamadım. Sonra kaçtım. Evde ninenin “nene“, “galakın“ da baş demek olabileceğini düşündüm. Böylece hayatımın ilk yabancı kelimelerini de öğrenmiş oldum. O sıralar amcamın kızı Mürşide abla da bize uğrardı. Sesi çok güzeldi.

Tülü bağımızda içinde bahçe, gazel gibi anlamadığım sözcükler de geçen, başka usulde, türküler, şarkılar da dinlemiştim ondan. İlk düşüncem, ilk merakım kim bunlar? Akraba ne demek? Oldu.

Yıllar, yıllar geçtikçe deneyimlerim, birikimim çoğaldıkça, başka başarılı soyları gördükçe, tarihte ki devlet kuran, zengin olan sülâleleri… okudukça, ben kimim, kimlerden geliyorum, ailemin kökü, soy zincirim, soy ağacım nasıl ki? Kendi kendime, bunu öğrenmeliyim dedim durdum.
Zaten bir şeylere eriştiğini sanan insan soyunu ararmış.

Hepimiz biliyoruz ki toplumun en küçük unsuru olan fertleri ortak bir payda altında toplayan aile ve soy kavramı, toplumun en küçük ama en önemli bir kurumudur. Aile kurumlarını sağlıklı ve kaynaşmış şekilde koruyabilmiş toplumlar gelişmelerini ve büyümelerini en güzel şekilde gerçekleştirebilmişlerdir.

Hayat savaşında başarmak, mutlu olmak için kendimizi ailemizi, soyumuzu, soy zincirimizi, soy ağacımızı bilmek, öteki soyları da tanımak, bilinçlenmek gerekmez mi?

Herkesin, hepimizin kim ve kimlerden olduğunu, aile ve soyundan olan kişileri bilmesi, tanıması bence çok önemlidir. Karşılıklı sevgi ve dayanışma ortamında geçmişini ve bugününü bilmek, kaynaşmak hepimizi daha güçlü ve mutlu yapacaktır.

Rahmetli babam Tevfik Maden’in 1946 yılında ben öğreniciyken yazdığı mektup yenilerde tekrar elime geçti. Bu bana bir işaret oldu. Bir düşünce aldı beni: Ne aşiretcilik, ne bölücülük, ne ırkçılıkla ilgisi olmadan soyumun, ya soy ağacını yapabilmek, kayda geçirmek ya da yapmağa çalışanlara yardım etmek. Böylece babam ve onun sülâlesinden başka babalar, analar da unutulmasın. Madanlar unutulmasın istedim. Yardımlaşma, dayanışma, bilgi alış-verişi, sevgi ve saygıyla insanımız – mümkün olduğunca öbür insanları da soyutlamadan - daha az acı çeksin, daha zengin, daha mutlu olsun istedim.

Bu zor ve büyük bir iş, elbirliği olmadan gerçekleşebilir mi hiç? Birlikten kuvvet doğmaz mı? Kısacası bu işi başarmalıyız! İnşallah sayenizde, yardımınızla başaracağız.

Elimde şu anda şecere konusunda üzerinde çalışılacak Prof. Ahmet Şentürk’ün CD’si, Mehmet Ertem Bey’in notları var. Ayrıca bu konuda bir Web sitesi hazırlanmalı ve sürekli olarak güncelleştirilmeli.
Örnek olarak www.yucedag.com/secerepc/main-tr.htm-6k sitesi önümüzde duruyor.

Kökü mazide (geçmiş) olan ati (gelecek) değil miyiz?
Üstelik insan hayatta, önce kendim için ne yaptım? Sonra ailem, akrabalarım (büyük ailem), vatanım, insanlık için ne yaptım?
Ölüm yaklaştığında da elimden geleni yapabildim diyebilmeli.

Hepinizi kucaklıyorum. Hepinize teşekkürler ediyorum.

Sağ olunuz.
                                                                      Muzaffer MADEN

Madanlar Günü           Uluborlu, 2 Temmuz 2005

 

* * * * *

 

TEŞEKKÜRLER

Madanlar Günü toplantımızın gerçekleşmesinde emeği geçen herkese, yakından-uzaktan, küçük- büyük, genç-ihtiyar bütün MADAN akrabalarıma ve büyük yardımlarını gördüğümüz Uluborlu Belediye Başkanı Sayın Mehmet Ünverdi Bey’e ve seçkin ekibine sonsuz teşekkürler ederim.

                                                                       Muzaffer Maden
 Lenzburg, 25 Şubat 2006